Şevket Arslan

Türk Futbolunun yeni Hülya Avşar-Gülben Ergeni: Ali Koç, Fatih Terim...

16 Aralık 2019 Pazartesi 15:58 | Son Güncelleme: 16 Aralık 2019 Pazartesi 15:59

Kim şampiyon olur? Bu sene anlaşıldı ki; En iyi şampiyon olmayacak, 'en az kötü olan' şampiyon olacak. Çünkü 3 büyüklerin hepsi birbirinden kötü futbol oynuyor. Trabzon aradan sıyrılır mı, Sivas'a izin verirler mi, Malatya'nın şansı var mı bilemem. Ben Fatih Terim'in bıkkınlık getiren "okların yönünü çevirme" taktiğini ve zaten hayal kırıklığı yaratan Ali Koç'un git gide "ortama ayak uydurmasını" konuşmak istiyorum.

Eskiden Hülya Avşar-Gülben Ergen atışmaları vardı. Danışıklı dövüş olduğunu herkes bilirdi. Amerikan güreşi gibi. Yine de halkımız merakla takip ederdi. Onların amacı belliydi; Maksat gündemde kalmak ve bunu paraya çevirmek. Yetenekle sağlanamayan karizmayı popülerlikle oluşturmak. Uzun yıllar bu taktik tuttu. Sadece bu ikisini takip eden muhabirler vardı. Her yere beraber giderlerdi. Sonra Demet Akalın-Hande Yener de bu yola girdi. Ve daha bir çokları. Hakikaten milletimiz nezdinde karşılık buldu. Arada barışırlar, beraber görüntü verirlerdi. Halkımız da bu hoşgörü ortamından etkilenir, barışma karşısında mutlu olur, duygulanırdı.

Bir de bunun Futbol versiyonu vardı tabii...Zenginliğinden başka hiçbir yeteneği olmayan iş adamları, daha çok zengin olmak, popüler olmak, gazetelere çıkmak, televizyonlarda cirit atmak, iş bağlantıları yapmak gibi "insani" nedenlerle kulüplere yönetici olurlardı. Kulübün parasını "gavurun parası" gibi kullanır, sonunda kulüp borç içinde yüzerken ortadan kaybolurlardı. İşte bu yönetici profilinin ortak özelliği de başarısızlık olduğunda rakibe sallama taktiği uygulamasıydı. Arka planda arkadaş olan, iş ortaklığı bulunan insanlar birbirine sallar, laf sokar, hatta yaratılan gerilim ortamında sahada oyuncular kavgaya tutuşur, sonunda tribünler zıvanadan çıkardı. Sonunda kimse asıl meseleyi konuşmaz, algılar başka yöne kayar, gündem değişirdi.

Şimdi nereden buraya mı geldik? Fatih Terim'in Ankaragücü beraberliğinden sonra Ali Koç'a laf sokması, Başkanın da Sivasspor'a yenilmesinin ardından buna cevap vermesi ve "sonra açıklayacağım" diyerek "az sonra" taktiğiyle milleti merakta bırakması sonrasında elbette.

Ali Koç'la başlayalım...

Hiç lafı eğip bükmeyelim. Açık olalım. Fenerbahçe çok kötü oynuyor. Takım yaşlı. Kötü futbolculara çok para veriliyor. Sorunlu isimler transfer edildi. Ali Koç verdiği hemen hemen hiç bir sözünü tutmadı. Vizyon, geleceğe bakış, uzun vadeli plan, başarıya alışma, alt yapı, şeffaflık, herkesle barış ve diyalog, tribünlerde daha çok kadın ve çocuk, sıfır küfür, rakibe saygı ve daha bir çok büyülü kelimelerle tüm Türkiye'nin futboldaki umudu olan Koç, geldiği noktada Fatih Terim'le laf sokma yarışına giren Fenerbahçe Başkanı oldu.

E ben ne anladım bu işten? Kulübü Aziz Yıldırım'dan daha geriye götürecekseniz, siz neden seçildiniz sayın Koç?  Her yerden kovulan Comolli'yle inat edip, Fenerbahçe'den kovulan ve "çalışmam" dediğiniz Yanal'sa "vizyonunuz", sizi neden seçtik? Bu gidişatın iyi olmadığını daha ne kadar görmemekte inat edeceksiniz? Biz belli bir yapılanma projesi kapsamında bilinçli transferler beklerken önünüze gelen sorunlu-yaşlı tiplere milyonlarca euroların dökülmesine nasıl göz yumdunuz?

Rakiplerin bir çok kulvarda mücadele edip ve bunu da başaramayıp tel tel dökülürken Fenerbahçe tek kulvarda ve onlardan beterse, nasıl şampiyon olacaksınız? "Ben şampiyonluk sözü vermiyorum" demiştiniz, biz onu uzun vadeli gençlere yatırım falan anlamıştık. Zanka, Gustavo, Emre, Kruse, Rami,Tolgay, Mevlüt müydü sizin aklınızdan geçen gerçekten?

Gelelim Fatih Terim'e...

Uzun yıllar Milli Takımda görev alıp, Türk Futbolu hakkında Federasyona ve kulüplere projeler sunan Fatih Terim'in maçlara 11 yabancıyla çıktığında anlamıştım hiç değişmediğini. Kibirli olmayı, egoyu marifet sanmasına alıştık da, hala başarısızlıklarını Avşar-Ergen taktiğiyle gündem dışına atma çabası karşısında gerçekten üzüldüm. Yakınları ona söylesin bence; "Sorumluluk bana ait" falan deyip ardından kendi oyuncuları dahil herkese sallamasından etkilenmiyoruz. "Sorumluluğunu yerine getirmesini" bekliyoruz. Avrupa'da hem kulübü hem ülkeyi rezil etmenin bedelini ödesin istiyoruz. Bu kadar kötü ve sorunlu transferleri kim yaptı, bu takım neden bu kadar kötü oynuyor, bu paraları kim saçtı, kulübü kim batırdı bilelim istiyoruz. İyi günde "I Lovu You Hocam" diyerek ortalıklardan çıkmayan Abdürrahim Albayrak'ın neden ortadan kaybolduğunu öğrenmek istiyoruz.

30 yıla yakındır üst düzeyde hocalık yapıyorsunuz, neden yanınızdan yetişen bir tane bile umut vadenen hoca çıkmadı, hiç düşündünüz mü hocam? 70 yaşına merdiven dayadınız; hala itiş-kakıştan, kavga-gürültüden, laf-sözden medet umuyorsunuz. Kendi ağırlığınızı taşıyamadığınızı düşünüyorum. Milli takım defteriniz kapandı, Galatasaray defteriniz de kötü kapanacak, ondan korkuyorum.

Sonuç ne mi?

Yine son noktayı açık ve net koyalım. Ali Koç'tan tüm Türkiye'nin beklentisi neydi; kulübe bol miktarda para koy, borçları hallet, düzlüğe çıkar, iyi transferler yap, Avrupa'da başarı yakala. Bir de futbolumuza efendilik getir, karizma kat, barış, huzur, saygınlık oluştur. Bu.

Kimse bana ekonomiden bahsetmesin. 1 milyon üye, Fener ol kampanyasında toplanan paralar nasıl sisteme girecekse, Ali Koç da bir yolunu bulacak, para sorununu çözecek. Bu kadar basit. Eğer bulmayacaksa, bu kötü transferlerle devam edecekse, sağa-sola laf da yetiştirecekse, Başkanlık koltuğunda fazla oturamaz. Onun için farketmez belki ama biz çok büyük hayal kırıklığına uğrarız.

Fatih Terim'e gelince; Hadi bırakalım yapılan kötü transferleri...Hasan Şaş'la sağa sola saldırmalarını da kendine yakıştığını düşünmesini de...İşte geldin gidiyorsun hoca. Hepimiz gibi. 2000'deki UEFA şampiyonluğundan başka konuşulacak biri olmamak için direnmeyi bırak. Bahane üretmeyi, kulp bulmayı, oyuncularına sallamayı bırak. Günü kurtarmaya çalışmayı bırak. Gelecek bekliyoruz. Yatırım bekliyoruz. Jenerasyon bekliyoruz. Söz de değil, özde sorumluluk almanızı bekliyoruz. Adınızın ağırlığını farketmenizi, onu taşımanızı bekliyoruz. Bütün yaşamınızı zenginlik ve ayrıcalıklı yaşadınız, bunu da futbola ve bu millete borçlusunuz. Borcunuzu ödemenizi bekliyoruz.

Lütfen Hülya Avşar-Gülben Ergen taktiğini bırakın. Komik duruma düştüğünüzü görün. Sinirli pozlar vermeniz, sert sözler söylemeniz bunu değiştirmiyor. Sonuçta "altı-üstü" futbol adamısınız, "dünyayı kurtaran adam" triplerini bırakın.