Şevket Arslan

Arda Turan bu gücü nereden alıyor?

06 Haziran 2017 Salı 16:02 | Son Güncelleme: 06 Haziran 2017 Salı 16:03

Ne olmuş; milli takım kaptanı Arda Turan, Milliyet gazetesinin yaşı kendisinden çok milli takım muhabirliği olan muhabiri Bilal Meşe'yi dövmüş...

Ne olmuş; milli takım kaptanı Arda Turan, dedesi yaşındaki Bilal Meşe'ye ana avrat küfür ederken, milli takım teknik direktörü Fatih Terim 12 sıra arkasında yaşanan olaylar için arkasını dönüp bile bakmamış.

Ne olmuş; milli takım kaptanu Arda Turan, Bilal Meşe'ye girişirken, TFF Başkanı Yıldırım Demirören'e de gider yapmış.

Peki şimdi ne olacak?

1- Arda Turan milli takımdan çıkarılacak. Kaptanlığı elinden alınacak.

2- Milli takım kampında takım arkadaşının ağzına silah sokan Gökhan Töre olayının unutturulduğu gibi bu olay da unutulacak.

3- Muhabire kameraların önünde, "seni aldırırım" diyen Volkan Demirel olayında olduğu gibi "yanlış anlama" denilecek.

4- Başakşehir'in delikanlı futbolcuların muhabir ve kameranları tekme tokat dövüp sonra ellerine çiçekler alıp özür dilemeye gitmeleri gibi, Arda Turan da çiçeğini ve çikolatasını alıp Bilal Meşe'den özür dileyecek.

Peki şimdi ne olmayacak?

1- Bilal Meşe, Arda Turan için suç duyurusunda bulunmayacak. O uçakta yer alan ve olayı gören tüm futbolcuları, yöneticileri, gazetecileri ve teknik direktör Fatih Terim'i şahit göstermeyecek.

2- Arda Turan hakkında hiçbir savcı sporda şiddet yasası 6222'den dava açmayacak. Arda Turan, Türkiye'ye girerken havalimanında gözaltına alınmayacak.

3- Tüm gazeteciler kendilerine çeki düzen verip futbolcu yalakalığından vazgeçmeyecek. Arda Turan bize bir atlatma haber versin diye ağzının içine bakıp ona yalakalık yapmaktan vazgeçmeyecek.

4- Bu olay bir dahaki futbolcu, gazeteci dayağına kadar unutulmayı sürekli olarak halkın gözüne sokulmayacak.

Peki suçlu kim?

1- Volkan'ın "evinden aldırırım" dediği gazeteci. Çünkü suç duyurusunda bulunmadı.

2- Kafası G.Saray tesislerinin kapısına sıkışarak vefaat eden Erkan Koyuncu. Üzerinden 3 yıl geçti ihmali bulunan tek kişi ortaya çıkmadı.

3- Suçlu Başakşehirli futbolculardan dayak yiyen, yedikten sonra çiçekleri kabul edip bir de üzerine röportaj yapan gazeteciler.

4- TT Arena'daki milli maç bitiminde ne idüğü belirsiz adamların kendilerini dövmelerine ses çıkarmayan gazeteciler.

5- Meslektaşlarını herkesin gözü önünde tekmeleyen Lukas Podolski'ye hayatında görmediği veda törenini hazırlayan gazteciler.

6- Kendi meslektaşlarına saldıran Guti'nin attığı her tweeti haber yapan gazeteciler.

Bunlar benim aklıma gelenler...

Aklıma birşey daha geldi. Muhabirlik yıllarımdan.

Yıl 1999. G.Saray, Milan'ı 3-2 yendi. Maç sonunda İtalyan gazeteciler burnundan soluyor. Saldıracak futbolcu arıyor. Tabii Milan'la İstanbul'a gelen muhabirler "Lordlar Kamarası" gibi. Bizim gibi (kılık, kıyafet, tarz... ne ararsan farklı) değil. Ben önce Shevchenko, sonra da Weah ile konuştum.

Ardından işi gücü bıraktım, iki futbolcuyu izlemeye başladım. İtalyan gazeteciler artık neler soruyorsa, "ikisi de elleri önde" yaramazlık yapan ilkokul öğrencisi gibi kıpkırmızı halde soruları yanıtlıyor. Hep çok merak etmişimdir ne sordukları, Shevchenko'yu Weah'ı kıpkırmızı edecek kadar.

Bitmedi basın toplantısına gittik. Alberto Zaccheroni'ydi. Teknik direktör... bir İtalyan gazeteci, "siz Mister Zaccheroni, ortaya karakter koyamadığınız için takımınız da karaktersiz bir oyun sergiledi. Milan takımının bu kadar karaktersiz oynaması, sizin karaktersizliğinizin sahaya bir yansıması mı?" sorusunu sordu.

Vay be!

Gazeteci olarak hakkımızı aramayı geçtim, böyle bir soruyu sorabilecek kadar güçlü olduğumuzda, gazetecilik konuşmaya başlarız.