Konya İnanç

Türk takımlarının Avrupa'ya gitmesi yasaklanmalı

07 Kasım 2019 Perşembe 15:20 | Son Güncelleme: 11 Kasım 2019 Pazartesi 16:55

Galatasaray'ın Real Madrid'e 6-0'lık yenilmesi Türkiye'de neyi değiştirir? Fenerbahçe'nin, Beşiktaş'ın, Trabzonspor'un daha da farklı mağlubiyetleri olduğunda neyi değiştirdiyse onu...Yani hiçbir şeyi...Koskoca Galatasaray 1 puanla sonuncu sıradaysa, koskoca Beşiktaş sonuncuysa, koskoca Trabzonspor'un hali ortadaysa aslında anlamamız gereken, bir türlü anlamamakta direndiğimiz gerçeği düşünmek gerekiyor; Aslında koskoca olan bişey yok, kendimizi dev aynasında görmek bizim meselemiz!

Peki mesele ve çözümü ne? Herkesin bildiği, bazılarının ara ara dillendirdiği ancak kimsenin harekete geçemediği, yıkılamayan düzen. Türk Futbolunu kısaca gözünüzün önüne getirin: Hep aynı isimler, aynı mantalite...Kulüp başkanları aynı, yöneticiler aynı, gelen gitmiyor. Giderse yine geliyor. Batıran da aynı, çıkarmak için gelen de. Beşiktaş'ı batırdığı söylenen Fikret Orman'ın yerine beraber çalıştığı Ahmet Nur Çebi gelmişti. Zaten Orman da Yıldırım Demirören'in arkadaşıydı ki Demirören de Serdar Bilgili'nin ekibindeydi. Fenerbahçe'deki koltuğunu bırakmamak için direnen sonunda hezimetle giden Aziz Yıldırım'ın borç batağına soktuğu Fenerbahçe'yi kurtarmak için gelen de yine Yıldırım'ın yanında uzun yıllar yöneticilik yapan Ali Koç. Bugün Galatasaray'da yapılan transferlerden harcanan paralara kadar en etkili isim; Abdürrahim Albayrak bilmem kaçıncı defa kurtarıcı olarak geldi.

Hocalara bir bakalım: Benim ömrüm bitti, isimler değişmedi...Fatih Terim, Şenol Güneş, Mustafa Denizli. Bana bu isimlerin Türk Futboluna armağan ettiği bir tane teknik direktör söyleyebilen var mı? Günümüzün etkili hocaları olan Okan Buruk, Aykut Kocaman, Ersun Yanal, Sergen Yalçın, Erol Bulut ve diğerlerinde bunların emeği ne kadar?

Basının hiç mi suçu yok derseniz cevabım net olur: Olmaz olur mu! Köşe tutmak, koltuktan kalkmamak her alanda olduğı gibi bizim meslekte de bolca mevcut. Hep aynı müdürler, aynı köşe yazarları...Şu veya bu sebeple ısmarlama haberler, yalakalık, korkaklık, suya sabuna dokunmama, menfeatçilik bizim mesleğin de çözüm noktasında itici güç olmasının önüne geçiyor.

Kulüpleri sadece iş insanları yönettikçe bu iş düzelmez. Yöneticiler yaptıklarının hesabını vermedikçe bu iş düzelmez. Profesyoneller devreye sokulmadıkça bu iş düzelmez. Siyaset futbola müdahele ettikçe bu iş düzelmez. Taraftarı bile olmayan kulüpler Süper Lig'de tutulmaya çalışıldıkça bu iş düzelmez. Mafyanın, kara para aklayıcılarının, bahis çetelerinin, şikenin, teşvikin kökünü futboldan kazımadıkça bu iş düzelmez. Yabancı futbolcu transferine kalite standardı getirmedikçe bu iş düzelmez. Kulüplerin borçlarını devlet sildikçe bu iş düzelmez. Futbolculardan vergi almadıkça bu iş düzelmez.

Gerçekten merak ediyorum: bu işin düzelmesini isteyen var mı? Yoksa 'körler-sağırlar birbirini ağırlar' misali biz böyle mutlu muyuz? Eğer öyleyse Türk adını rezil etmenin hiç gereği yok. Avrupa'ya gitmeyi yasaklayalım olsun bitsin.