'Serenay Sarıkaya, Cem Yılmaz'da ne buldu?'

Serenay Sarıkaya-Cem Yılmaz aşkı, ikilinin Atina tatilinden sosyal medyaya yansıyan fotoğraflar ile ortaya çıktı. Sarıkaya'nın itirafı, usta komedyenin eski sevgilisi Defne Samyeli'nin açıklaması ve Yılmaz'ın eski eşi Ahu Yağtu'nun bir soruya verdiği cevabın da etkisiyle sürpriz ilişki, günlerdir magazin gündeminin ilk sırasındaki yerini koruyor.

14 Şubat 2020 Cuma 12:43 | Son Güncelleme: 14 Şubat 2020 Cuma 12:45
'Serenay Sarıkaya, Cem Yılmaz'da ne buldu?'

Milliyet gazetesinden Özay Şendir'in, "Serenay Sarıkaya, Cem Yılmaz'da Ne Buldu?" başlıklı yazısı şöyle:
"Acayip yakışıklı, karşı konulmaz bir cazibesi olan bir adam değil Cem Yılmaz. Peki, ne buldu Serenay Sarıkaya onda? Zeka, espri yeteneği, falan diye ilk akla gelen cevapları geçelim bir kalem. Zeki ya da sizi çok güldüren her kişiyle ilişki yaşamaz insan, yaşamasına da gerek yok zaten.

Bazen insanların geçmişleri, bugün yaşananlara dair önemli ipucları verir, ben de Sarıkaya’nın geçmişine baktım biraz. Daha 7 yaşındayken anne-babası boşanmış, sonra babası bir başka kadınla evlenmiş. Baba demek sevgi kadar, güven de demektir.

Hiç dikkatinizi çekti mi bilmem, babaların derin izler bıraktığı kız çocukları, büyüdüklerinde yaşıtlarından daha büyük insanlarla ilişki yaşıyor ya da evleniyorlar. Maslow’un ‘İhtiyaçlar Hiyerarşisi’ piramidinde de fizyolojik ihtiyaçlardan sonra, ilk güvenlik ihtiyacı gelir insanın. O yüzden ‘güven’ şişmiş kas yumağından da, yüzdeki gamzeden de daha değerlidir.

Sonra bir diğer önemli nokta, ünlü adamların, en az ünleri kadar şişkin egoları ve o egolarla beslenen biraz umursamaz, biraz ‘Ben senin için büyük bir şansım’ havaları olur.

Bir yanda öyle adamlar diğer yanda çıkıp, gizli gizli hesabına baktığını ve her seferinde rüyalara daldığını itiraf eden bir Cem Yılmaz portresi gördü Serenay Sarıkaya. Sadece bir kadın ve bir erkeğin arasında söylense sıradan olabilecek bir cümle, kadının olmadığı bir yerde ve herkesin önünde söylendiğinde daha da kıymetli hale geldi kaçınılmaz olarak.

Bir kadına para, bir kadına güç, bir kadına çok ünlü bir soyadı vermenin yeterli olacağını düşünenlere hatırlatmış olayım; bir kadına güven veremiyorsanız, başka ne verirseniz verin, kalıcı olmayacaktır.

Ahu Yağtu mutlu mudur acaba?
İbrahim Tatlıses’ten magazin basınına sızan haberlerden öğrendiğim bir şey var hayatta. Bir adamın ayrıldığı ilk eşi, asla ikinci eşle arkadaş olamaz ama üçüncü ya da dördüncü eşle olabilir. Cem Yılmaz-Serenay Sarıkaya ilişkisi, Yılmaz’ın eski eşi Ahu Yağtu’ya da sorulmuş. O da son derece akıllı bir davranışla, yanıt vermemiş, soruyu soran muhabiri de 'Bak, sen de utandın bu sorundan' demiş.

Yağtu, haklı olarak, kendisini, Yılmaz’ın hayatına giren tüm kadınlardan daha farklı bir noktada konumluyor. Böyle diyorum zira, Yılmaz ile ortak bir çocuğu var ve her şart altında adı, varlığı, onun hayatında hep olacak.

Bu asıl sebebe bir de yan sebep ekleyebilirim: Bugüne kadar, eğer bir başarıysa, Yılmaz’ı nikah masasına oturmaya ikna eden tek kadın oldu Yağtu. Dolayısıyla da, başlayan ya da biten bir ilişkiden dolayı mutlu olmasını beklemek ya da mutluysa da bunu mikrofonlara söyleyeceğini düşünmek, havanda su dövmekten öte bir iş değil.

Defne aldatılan olmayı seçince...
Bir zamanlar, Yılmaz’ın Sarıkaya’ya olan ilgisine dair haberleri yapan gazetecilerden özür diledi Defne Samyeli. Aslında onlardan özür dileme cümlesiyle aldatılan kadın sıfatını yakıştırdı kendisine. Sonra yorumlar başladı, bir yanda Samyeli’ne destek olanlar, diğer yanda 'Geçmişte de o kocasını aldatmıştı, oh olsun!' diyenler. Peki gerçekten aldatılan kadın mı Defne Samyeli?

Başta ‘Aldatmak’ nedir, bu konuda net bir tanım lazım. Öncelikle bir erkeğin ya da bir kadının aldatan ya da aldatılan olması için illa evli olmaları gerekmiyor. Bir duygu paylaşılıyor, ortak hayaller kuruluyor, sorunlarla birlikte mücadele ediliyorsa, belediyenin işe karışmış olup olmaması dert değil.

Devam edelim, bir erkek ya da bir kadının aynı anda iki ilişkiyi birden yürütmesi, farklı yüzlere aynı cümleler kurması, kesin aldatma. Peki ya, bir başkasına aşık olduğunu fark eden birisinin, ilişkisini sonlandırması da aldatma tanımına girer mi? Soru sert ve kimimiz için bu da kesin aldatma sınıfına giriyor ama durup tekrar düşünelim.

Hayatında birisi olduğu sırada bir başkasına “Seni seviyorum” ya da “Birlikte olalım” demeyen biri gerçekten aldatan olabilir mi? Ya da gerçekten aldatan ‘diğer ilişkisi’ başladıktan ya da başlayacağına emin olduktan sonra mevcut ilişkisini bitiren kişi değil midir?

Çıkan haberler, Yılmaz’ı aldatan, Samyeli’ni de aldatılan yapmaya yetmiyor. Yine de kendine acımak isteyenlere, ‘aldatıldım’ kelimesinin hakkını verebilecekleri bir nokta olduğunu da hatırlatayım: Bir başkasına aşık olan erkek ya da kadınlar, mevcut ilişkilerini noktalarken gerçeği, yeni hislerini söylemez, ayrılık için başka bahaneler bulurlar. Karşısındakini üzmemek adına olsa da bu bir aldatma hali midir? Evet, öyledir."