Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, canlı yayında gündeme dair açıklamalarda bulundu


14 Mart 2019 22:57

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:

Ben o zamanlarda da siyasetin içindeydim. Beyoğlu'nda Belediye Başkan adaylığım vardı. Biz İstanbul'da özellikle Bakırköy'den ayrılan ilçelerde belediye başkanlıkları kazandık. O belediyeler hala bizdedir.

Bağcılar, Esenler, Güngören, Kağıthane... Belediyecilikte bir altyapı bizde oluştu. O günden bugüne arkadaşlarımız hiç kaptırmadı. Çöp çukur olarak alındı. 94'te İstanbul Belediye Başkanlığı ile taçlandı. 99'da bir şiir okuma nedeni ile cezaevine girişimiz oldu.

Cezaevinden çıkınca partimizi kurduk. 2 parti parlamentoya girebildik.

"CEZAEVİNDE İKEN YAKLAŞIK 10 BİN MEKTUBA CEVAP VERDİM"

Mektuplar geliyor ama tüm gece sabah namazına kadar o mektuplara cevap yazıyordum. Yaklaşık 10 bine yakın mektuba cevap yazdım. Tabii bir de özene bezene yazdım. Yazım da benim fena değildir. Şimdi birçok yerde bu mektuplarla karşılaşıyorum. Bazıları çerçeveletmiş, bazıları bu halde getiriyorlar. Bakıyorsunuz kimisi avukat, kimisi doktor, kimisi mühendis olmuş, kimisi de partimin o illerde yöneticileri arasında yer alıyor. Bu tabii farklı bir duygu veriyor insana. O süreç olmasa biz bugünlere gelemezdik.

"BİZ SİYASETE ZEMBİLLE İNMEDİK"

Türkiye'nin mukadderatıyla hep ilgilendim. Kendimi hiçbir zaman olaylardan tecrit etmedim. Memleketimin karşı karşıya kaldığı bağımlılık tuzağıyla hep mücadele ettim. Daima ülkemi büyütmek, özgürleştirmek ve bu mücadelede benim payım ne olur, nerelere nasıl varırız, hele hele milletime hizmet yolunda ülkemde nerelere nasıl varırız? Bir taraftan da terörle mücadele. 40 yıla varan bir süreçte bir terör belası var. Bu mücadelede yerim ne olabilir? Bunun için de en önemli alan siyasettir.

Siyasette de bizler tabii ta gençlik kollarından itibaren siyasetin içerisinde yer aldık. Zembille siyaset alanına girmedim. Beyoğlu'nda ilçe başkanlığı, ardından il başkanlığı ve adaylıklar. Belediye başkanlığı sonra mâlum eskilerin medrese-i yusufiye dedikleri cezaevi. Daha sonra bugünkü partimizi kurduk. 17 yıldan beri partimiz her girdiği seçimden birinci parti olarak çıktı. Bu başarı ve grafik aynen bu şekilde devam ediyor. Bu seçimlerde meydanlarda halkımın teveccühünü çok çok iyi görüyorum. İnanıyorum ki, artık final dönemine giriyoruz. Hele hele şimdi Ankara, İstanbul, İzmir mitinglerini yapacağız. Bu mitinglerde sayın Bahçeli ile Cumhur İttifakı'nın iki tarafı olarak birlikte olacağız. İnanıyorum ki oradaki mesajlarımız sürece pik yaptıracaktır.

"BUGÜN VESAYETÇİLER ARTIK İKTİDARDA DEĞİL VE OLAMAYACAKLAR"

Hep halkımızla iç içe olduk. Hiçbir zaman kibir sahibi olmadık. Tevazu içinde olduk. Bizimle beraber halk iktidarda. Daha önce halkın iktidarı diye bir şey yoktu. Halkçıyım diyerek halkçı olunmuyor. Oy varsa hizmet var demek suretiyle bir büyükşehirin belediye başkanı olacaksın, sonra halkçı olacaksın, böyle halkçılık olmaz. Halkımız bizi aldı buralara getirdi. Biz de halkımızı bu ülkede iktidarın merkezine taşıdık. Bugün vesayetçiler artık kesinlikle iktidarda değil ve olamayacaklar da ama halkımız iktidarda ve iktidar olmaya da devam edecek.

Osmanlı'ya kadar gidebiliriz. Bizim getirdiğimiz sistem Osmanlı'dan itibaren çalışan ve daha sonra da gelen siyasetçilerin bu konuda beklendikleri bir zamanlama vardı. Başkanlık sistemini getirmek. Aslında Gazi Mustafa Kemal başkanlık sistemiyle yönetmiştir. Bunu kimse dillendirmiyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türkiye'nin demokratik sisteminin en güçlü projelerinden biridir. Bunu Demirel, merhum Erbakan, merhum Türkeş dillendirdi. Türk siyasetinde vesayetçi odaklarla mücadele etmiş bütün siyasilerin yeni bir sistemi talep ettiği olmuştur. Aslında belediye başkanlıklarına, hele hele büyükşehirlerde bakarsanız, bunlar başkanlık sistemidir.

''BEKA SAVAŞINDA EN ÖNEMLİ MUHATAPLAR BELLİ''

Bunun getirisi ülke, millet için çok çok daha farklıdır, faydalıdır. Bu anında hemen neticesini vermeye başlar mı? Tabii anında bu neticeyi vermeyecek. Sistemler ülkelerde on yıllar alır. Biz şu anda öyle çalışıyoruz ki, dikkat ederseniz kabinem ağırlıklı bürokrat, teknokratlardan oluşan bir kabine değil. Piyasa deneyimi gayet ileri olan arkadaşlarımdan oluşuyor. İstiyoruz ki, bürokratik vesayeti de ortadan kaldırmamız lazım. Bunu başarabilirsek o zaman netice almamız daha da hızlanacaktır. Buradaki hedef daha az bürokrasi, güçlü yürütme, hızlı karar alma imkanıdır.

40 yılı devirdik Türkiye'nin terörle mücadelesinde. Çok büyük kayıplar var. Askerimiz, polisimiz ve sivil vatandaşlarımız. Beka savaşında en önemli muhataplar belli. İçeride PKK ile çok ciddi savaşlar verildi. DHKP-C'si var, FETÖ'sü var. Bütün bu terör örgütleri ile mücadele var. Bunlara karşı bir mücadele verilmemesi düşünülebilir mi? YPG'yi, PKK'yı nereye koyacaksın? DEAŞ'ı nereye koyacaksın. Yok mu farz edeceğiz? Ana muhalefin başındaki kişi Türkiye'nin beka mücadelesi diye bir sorunu yoktur diyor. YGP Suriye'den gelip bizi mi vuracak diyor. Ana muhalefetin başında olacaksın, Türkiye'de YPG tehdidinin olmadığını ve beka sorununun olmadığını ifade edeceksin.

ARTIK FİNAL DÖNEMİNE GİRİYORUZ

Bu seçimlerde meydanlarda halkımın teveccühünü çok çok iyi görüyorum. İnanıyorum ki, artık final dönemine giriyoruz. Hele hele şimdi Ankara, İstanbul, İzmir mitinglerini yapacağız. Bu mitinglerde sayın Bahçeli ile Cumhur İttifakı'nın iki tarafı olarak birlikte olacağız. İnanıyorum ki oradaki mesajlarımız sürece pik yaptıracaktır.

"İNLERİNE GİRDİK"

İnlerine gireceğiz demiştik, inlerine de girdik, giriyoruz. Vatandaşımın huzuru olmaz ise biz de huzur bulamayız. İşin üzerine üzerine gidiyoruz. Askerimiz, polisimiz kar, kış, boran demeden görevlerinin başındalar.

CPH, HDP ile ortak mı? Sözde İyi Parti ile ittifak halinde mi? Saadet ile ittifak halinde mi? Ben bunlara 4'lü çete diyorum. Şu anda İstanbul'da HDP'nin adayı var mı sözde İyi Parti'nin var mı? Saadet birkaç yerde çıkarmış. Kim teröre destek verirse Allah belasını versin diyor. Senin bedduan tutmaz ki!

"SİYASETİN ACEMİSİ DEĞİLİM"

Ben hiçbir siyasi partiye oy verene terörist ifadesini kullanmam. Siyasetin bu kadar acemisi değilim. Şu an siyasetin içinde olan herkesten tecrübeliyim. Gençlik kollarından itibaren siyasetin içinde olan biriyim. Sözde İyi Parti denilen hanımefendi, partilerini değiştire değiştire buraya gelmiştir. Bir ara kendi partisinden de ayrılacağını söylemişti. Denizli'de çok ciddi bir yanlış yaptı.

"Cumhurbaşkanı'nın terörist dediği Denizlililer," dedi, ardından Aydın'da bu ifadeleri kullandı. Tayyip Erdoğan bu sözlere tahammül edemez.

Şu anda Edirne'de birçok yerde cezaevinde olan bu adamların hepsi bir teröristin tanımı neyse bunlarda o var. Şu izlediğiniz videoda gördüğünüz gibi bir defa bölücü terör eylemlerinden dolayı cezaevinde olan çok daha ileri gidiyorum Diyarbakır'da 53 vatandaşımızın ölümüne neden olan bir kişi var.

Benim terörist dediklerim bunlar. Öbür tarafta 'Biz sırtımızı PYD'ye, YPG'ye dayadık' diyor. Bu da eş başkan. Öbürü, 'Bize kaleş uzatanlara şunu yaparız' diyor. Diğeri 'Terörle mücadele yasası kaldırmazsa savaş kapıdadır' diyor.

Savaş çığırtkanlığı yapıyor. Türkiye'de Kürdistan var mı? Irak'ın kuzeyinde var. Çok seviyorsan oraya git. Türkiye'de böyle bir bölge yok. Bunların hedefi ülkemizi bölmek. Biz Türkiye'nin bölünmez bütünlüğü için canımızı vermeye hazırız.

EZAN MİLLETİN KIRMIZI ÇİZGİSİDİR

İki kere iki dört. Şu gerçeği göreceğiz. Ana muhalefetin sözcüsü diyor ki, bu polislere karşı yapılmış bir tepkidir. Hepiniz düdüklerinizle oraya geliyorsunuz. Ve bunlar öttürmeye başlıyor. Bu milletin kırmızı çizgisi, ezandır, bayraktır, vatandır.

"TAKSİM'DE CHP BAYRAKLARI İLE O PAÇAVRALAR YAN YANAYDI"

Zaten onların ezana, bayrağa saygısı yok. Ben meydanlarda da gösteriyorum. Gezi olaylarında CHP'nin bayrakları ile diğer malum kolkola gezdikleri siyasi hareketin paçavraları yanyana Taksim meydanına çekildi. Atatürk anıtının olduğu yere çekildi. Bunları görmeyelim mi? Aynı meydanda bayrağımız yakıldı. Bunları görmeyelim mi? Bunlar ezan saatinde bunu planlıyorlar. Müracaatın olmadığı gibi bu şekilde gösteri ve yürüyüşlere müsait olmayan bir yerde bunu yapıyorsunuz. Akşam 19.00 civarında bunu yapıyorsunuz. Eğer bu ülke hukuk devleti ise herşeyin hukuk içerisinde yürütülmesi gerekir. Bu hukuk bana hangi hakları tanıyorsa vatandaş olarak buna uymak zorundayım. Polis, jandarma vatandaş daha huzur içinde yaşamı sürdürsün diye var.

"ŞANLIURFA'DA BİZ DE KADINLAR GÜNÜ'NÜ KUTLADIK"

Orada CHP'li bir kadın, geçmişte ezana karşı tivit atmış birisi. Bunlar bayrak, ezan düşmanı. Kadınların arkasına saklanarak adeta siyasi bir kumpanya düzenlemeye kalktılar. Bir yerde bu işi açık tutarsanız bunun önüne geçemezsiniz. Biz de 8 Mart Kadınlar Günü'nü kutladık. Şanlıurfa'da kutladık. Salon tıklım tıklım doldu. Sanatçılarımız geldiler, kendi sunumlarını yaptılar. Biz de konuşmalarımızı yaptık. Bunu böyle de yapabilirlerdi. Ama onlarda böyle bir anlayış yok.

"ALİBEYKÖY'DEKİ TAŞ OCAĞI'NA HALİÇ'İN ÇAMURUNU TAŞIDIK"

Şu anda İzmir körfezi kokudan geçilmiyor. Mevcut belediye orada böyle bir temizlik harekatına girmiş değil. Haliç için bize enteresan teklifler geldi. Burayı biz dolgu merkezi haline getirelim. Hafriyatları buraya dökelim, bu gidişle burada kayma olabilir, felaketler yaşarız. Biz birçok yerde uluslararası camiayla irtibatlar kurduk. Neticede biz burayı temizleriz, siz bize yeter ki, buradan çıkacak çamuru, balçığı nereye naklederiz, yardımcı olun. Alibeyköy'de devasa taş ocağı vardı. Kullanılmaz durumdaydı. 9,5 kilometre Haliç'ten oraya mesafe vardı. Pompaj sistemleriyle balçığı, çamuru oraya pompaladık. Fen İşleri'ne bakan genel sekreter yardımcım Prof. Dr. Adem Baştürk hocamız vardı. Kendisi ilgileniyordu. Burada adeta tülbent gibi yaygın bir şey var, bu tülbentin üzerinde balçık kalıyor. Oradan süzülen kirli su tekrar diğer bir pompajla Haliç'e aktarılıyor.

"BOĞAZIN ALTINDAN HAT GEÇİRDİK"

Bu ruh adayımız Binali Yıldırım Bey. Benim o zaman İDO genel müdürümdü. Güçlü bir kadromuz vardı. İSKİ'nin başında Veysel Eroğlu bey vardı. İstanbul susuzdu. O zaman doğanlar, o zaman oy kullanamayanlar İstanbul'un susuzluğunu bilmiyorlar, çöp dağlarını, hava kirliliğini bilmiyorlar. Bizler suyu 194 kilometreden Istranca tarafından getirdik. Aynı şekilde bir o kadar uzaklıkta Melen'den Anadolu yakasına getirdik suyu. Bir tarafta bir sıkıntı yaşarsak diğer taraftan takviye yapalım. Boğazın altından hat geçirdik. Bir tarafta bir sıkıntı yaşarsak deplase edelim. O zamanlar dedik ki, '2040'a kadar İstanbul'un su sorunu olmayacak'. Bu ruh oradan geliyor. CHP zihniyeti tankerlerle su getiriyordu. Benim garip vatandaşım oradan su kapabiliyorsa su kapıyordu. O zamanki CHP belediye başkanı bulutları bombalamayı kafaya koydu. Sonra Yalova'dan tankerlerle getirmeye kalktı, o su Kuruçeşme'ye anca yeter.

Çöp dağları vardı, vahşi depolama vardı. Biz modern depolamayı kurduk. Hava kirliliği vardı. Gazeteler maske dağıtıyordu. Ben cezaevine girdiğimde 1 milyon 250 bin haneye doğalgazı ulaştırmıştık. Sayın Sözen'den 50 bin haneye ulaşılmışken görevi devraldım. Ümraniye'de çöp dağı patladı, 39 vatandaşımız orada öldü. Onun için çöp, çukur, çamur diyoruz. Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar da var. Bunların tam aksine bizim yerel yönetimdeki belediyecilik ruhumuzdur. En basitinden Allah rahmet etsin, merhum Demirel ile 1. köprü, merhum Özal'la 2. köprü, biz üçüncü köprüyü yaptık. Biz denizin altına yine girmiyoruz dedik. Marmaray'ı denizin altına yaptık. Sadece raylı sistem olmaz, lastikli sistem için de Avrasya Tüneli'ni yaptık. Bu AK Parti'nin yerel yönetimdeki ruhudur.

"IMF BİZDEN BORÇ İSTEDİ"

Küresel ekonomide artan zorluklara rağmen Türkiye ekonomisi ikinci çeyrekten itibaren pozitif tabloyu yakalacaktır. Her şeyden önce IMF'in bizim kapımızı çaldığı dönem CHP iktidarı dönemidir. İktidara geldiğimizde 23,5 milyar dolar borçla devraldık. 2013 Mayıs'ında IMF'e borcu bitirdik. IMF bizden borç istedi, 5 milyar Avro. Arkadaşlar sordu, verin dedim. Ama dedi, bugün borç alan yarın talimat alır. Baktılar ki çılgın Türkler geliyor IMF o borcu almadı. Biz borcu sıfırladık. Merkez Bankamızın tırmanışı devam etti. Döviz rezervi 100 milyar doları yakaladı. Şimdi biz onu 136 milyar dolar çıtaydı, orayı geçeceğiz.

"NETANYAHU RÜŞVETE BULAŞMIŞ"

Netanyahu malum yaklaşan bir seçim var. Netanyahu İsrail'de yolsuzluklara, rüşvete bulaşmış. Bu şaibeyle dolaşan birisi durumda. Türkiye'de hapislerde gazeteciler vs. diye bir yerlerden girerek suyu bulundurmaya çalışıyor. İsrail'inde demokrasiyle ilgili bir ülke gibi anlatıyor. Sen kime neyi anlatıyorsun Netanyahu! Bizim ibadethanelerimize postallarınızla girecek kadar seviyesizsiniz, kadınlara, çocuklara zulmedecek kadar vicdansızsınız. Bunun neresi demokrasi? Orada inanç, düşünce, fikri özgürlük yok. Şu anda tüm vatandaşların değil o sadece Yahudi halkının ulus devletidir. Tüm halkının olması mümkün değil. Kendi vatandaşlarının 1. ve 2. sınıf olarak kategorize eden tek söylenecek İsrail'dir. Bu ırkçı yaklaşımı biz kınıyoruz. Batılı ülkelerin Harem-i Şerif baskını konusunda hala ne yapacaklarını merak ediyorum. Orası sadece Müslümanların değil aynı zamanda Hıristiyan dünyasının kutsal mabedi konumunda.

"S-400 KONUSUNDA BİZ BU İŞİ BİTİRDİK GERİ ADIM ATMAYIZ"

Bizim için aslolan birinci derecede Türkiye'nin güvenliğidir. Biz güvenlik meselesinden taviz veremeyiz. Güney sınırımızdan ülkemize yönelik gerçek bir tehdit var. Şu anda Suriye'nin elinde bu tür silahlar mevcut. Böylesi bir tehditle karşı karşıya kalan bir ülke, biz de ülkenin güvenliğimizi teminat altına almamız lazım. Biz ABD'den patriotları istedik, kongre müsaade etmiyor dediler vermediler. Çalışmamızı başlattık, Rusya olumlu bir tavır sergiledi. Faiz oranları, kredi temini, ortak üretim noktasında Rusya'nın bize karşı yaklaşımı çok çok olumluydu. Bunu da Temmuz'a çektiler. Biz bu işi bitirdik. Geri adım atmamız söz konusu değil. Ben bunu sayın Trump'a söyledim. En sonunda bana hak verdiğini söyledi. Eğer ortak üretim, kredi noktasında fizıbıl olursa sizlerle de patriot adımını atabiliriz dedik. Savunma bakanlarımız karşılıklı olarak birbirleriyle görüşmeleri devam ettiriyorlar. Temmuz ayı S-400 noktasında çok önemli.

"BU İŞİN AFFI YOK! ONLARIN UÇAĞI KALKARSA BİZİMKİLER DE KALKAR"

Yunanistan'ın S-300'leri var. Bulgaristan'da da var. Yunanistan NATO üyesi. Slovakya'da var. Türkiye olunca niye? Bunları hep onlara aktardık. Şu anda yol haritamızı belirlediğimiz gibi yürütüyoruz. Kullanılmıyor diye bir şey yok. Şurada bizim uçaklarımız Ege'ye kalktığı zaman anında Yunanistan'da uçaklar da kalkıyor. Biz kaldırınca niye kalkıyor. Bunlar turistik değil. Bu işin affı yok. Eşşeği sağlam kazığa bağlayalım ondan sonra Allah'a havale edelim.

"FAZIL BEY 29 EKİM'DE BİR BESTE YAPACAK"

Fazıl Bey'le de oradaki buluşmamız, o davet önemliydi. Birçok şeyler de söylendi. Mesajlar atıldı, yıldırmaya yönelik. Arkadaşlara 'gideceğim' dedim. ABD'den senatör o gün misafirimdi. Kendisine dedim ki, 'Yoğun programın yoksa buradan beraber gidelim' dedim. O da kırmadı, geldi. Çok çok memnun oldu. Trump'a da anlatmış. Bana söyledi. Ben tabii kendisinden özellikle 29 Ekim için şöyle bir beste yapmasını istedik, o da bir beste yapacak. Onu da ayrıca bir iki parçasıyla destekleyerek bize 1 saatlik sunumu olacak. Çünkü bizim hakikaten salon muhteşem. Diyebilirim ki tam bir opera binası oldu. Eksikleri olabilir. Ülkemizde onun benzeri yok henüz. Fazıl Bey'in de orayı beğeneceğine inanıyorum.

"MUHTEŞEM BİR YAPI GELİYOR"

Atatürk Kültür Merkezi'ni yıkmak istediğimde çok tepki aldım. Depremle ilgili raporlar gelmesine rağmen malum tipler direndiler. Gezi olaylarında oraya ne tür pankartların asıldığını biliyorsunuz. Bölücü terör örgütünün başının resmini astılar. Orayı yıktık, yerine çok büyük muhteşem bir projeyi hayata geçirmeyi planlıyoruz. 2 yıl içinde bitecek. Harbiye Kongre Merkezi'ni 11 ayda bitirdik. Daha büyüğünü yapacağız. 3 bin kişilik o dev salonu yaptık. Orası da yarı operadır. Öbür tarafta malum o tiyatro merkezini yaptık. Her ikisi birbirinin mütemmimi oldu.

"ÜLKEMİN BÜTÜN ÇOCUKLARI BENİM TORUNLARIMDAN FARKIM YOK"

Ucuzu söylüyorsun sen, 2 yumurta kırmak ne demek. Her zaman yapıyoruz. Evdeki arkadaşlar hazırlığı yapıyorlar. 3 yumurta gerekir. Bazen kavurma, bazen pastırma. Hayatım benim çocuklarla. Çok seviyorum, hakikaten çocuklara karşı duygularım farklı. Elhamdülillah 7 torun sahibiyim. Rabbim daha fazlasını lütfeder. Torunlar evlatlardan daha fazla seviliyor. Ülkedeki bütün çocukların hepsi torunlarım gibi oluyor. Onlarla bütünleşmek için erkek çocuklara araba, kız çocuklarına bebek dağıtarak gidiyorum. Onlar da benim bu hususiyetimi bildikleri için otobüsü gördüklerinde yolun kenarına geliyorlar. Anneler de geliyor. Çaya ilgi yok, arabaya ilgi var. 'Çocuğuma bir araba, bebek', yaşlı teyzeler 'torunuma bir araba, bebek' diyorlar. İnşallah bu güzellikler baki olur. Bu sevgiler aynı şekilde kalıcı olur. Birliğimiz, beraberliğimiz daim olur. Meydanlarda Rabiamız dediğim tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Başka yolumuz yok.



Haber Hakkında Yapılan Yorumlar

Toplam 0 Yorum

Bu habere henüz bir yorum yazılmamış. Bu habere yorum yazmak için tıklayın


EN SON HABERLER
Son dakika… Tüketici güven endeksinde büyük düş...
EN ÇOK OKUNANLAR