Beş genç kız

18 Ağustos 2006 21:08
Beş genç kız

ÇÜNKÜ dünyada hiçbir hükümdar, sarayında benzer ziynete sahip değildir. Dolayısıyla yaşlı kadına bunların değerini sordum. Bana “Şam Eyaleti’nin bir yıllık vergisi karşılığında onları size satarım!” dedi. Ben, Allah da biliyor ya, bu bedeli yüksek değil, onların değerinden aşağı bile buldum. Çünkü bu genç kızlardan her biri, tek başına, bundan da fazla değerdeydi. Böyle olunca önerilen satış bedelini kabul ettim ve ey çocuğum, senin halledeceğini düşünerek bu yıllık vergiyi ilk kervanla yollamanı beklerken, onları sarayımda oturmaları için çağırdım. Barış evinde olsun! Çünkü yaşlı kadın sabırsızlanıyor ve bir an önce ülkesine dönmek istiyor. Oğlum, özellikle genç karını da yollamayı unutma! Çünkü beş genç kızın bilgisini öğrenmek için onun görüşünü almak yararlı olacaktır. Eğer genç karın, bilgi ve zeka besleyen kültür bakımından onlardan üstün gelirse, bu genç kızları ödül olarak sana yollamaya söz veririm. Dahası, Bağdat’ın yıllık vergi gelirini de sana armağan ederim. Barış senin ve evinde oturanların üzerine olsun, ey oğlum! Şarkan babasının mektubunu okuyunca, eniştesi mabeyinciyi çağırtmış ve ona “Seninle evlendirdiğim genç esireyi hemen bana gönder!” demiş. Nüzhet geldiğinde de, Şarkan ona “Ey hemşirem, babamızın şu mektubunu oku ve hakkında ne düşündüğünü söyle!” demiş. Nüzhet’in isteği... Nüzhet de mektubu okuyarak “Senin düşüncen her zaman üstündür ve tasarladıkların en iyisidir! Ama bana sorarsan, sana en ateşli arzumun ana babamı ve ülkemi görmek olduğunu söylerim; ve senden kocam baş mabeyincinin eşliğinde, beni gidip babama, Bedevi ile geçirdiği serüveni ve Bedevinin beni tacire, tacirin de sana sattığını; senin de beni birlikte yatmaksızın nasıl baş mabeyinci ile evlendirdiğini anlatabilmem için yollamanı rica ediyorum” demiş. Şarkan da ona, “Peki, öyle olsun!” demiş.