Bakirelerin bedeli

14 Eylül 2006 Perşembe 20:21 | Son Güncelleme: 14 Eylül 2006 Perşembe 20:21
Bakirelerin bedeli

Bu arada, onlara, oturmaları için, vaktiyle Kayseriyye Ecesi Ebrize Ece’ye ait olan daireyi verdi. Ve bunu izleyen on günlük süreyi, haberlerini almak ve hizmette kusur edilip edilmediğini kendi gözleriyle görmek için dairelerine uğramakla geçirdi. Her gidişinde, yaşlı kadını gündüzlerini oruç tutarak ibadet ederken buldu. Hayırlı bir olay... Onun kutsallığından o denli etkilendi ki, bir gün bana “Ey vezirim, sarayımda böylesine hayranlık uyandıran bir azizenin bulunması ne hayırlı bir olaydır! Ona karşı saygım sonsuzdur ve de bu kızlara duyduğum sevgi sınırsızdır. Konukseverliğimizi göstereli on gün geçtiğine göre, benimle birlikte gel de, bu yaşlı kadını görelim ve iş üzerinde görüşerek; bu genç kızlar, göğüsleri yuvarlak bu bakireler için bize ne gibi bir bedel önerdiğini öğrenelim!” dedi. Oruç tut, ibadet et... Bunun üzerine konuklara ayrılan daireye gittik, baban yaşlı kadına meseleyi açtı, o da kendisine “Ey şah, bil ki bu genç kızların değeri sıradan alım satım koşullarının dışında koşullara bağlıdır. Zira değerleri altınla, gümüşle ya da mücevherle karşılanmaz” dedi. Bu sözleri duyan baban çok şaşırdı ve kendisine “Ey saygın hatun, bu kızların satış değeri neye bağlı öyleyse?” diye sordu. Kadın da “Sana bunları ancak tek bir koşulla, gündüzlerini oruç tutarak, gecelerini de uyanık ve ibadetle geçirerek bir aylık bir süreyi tamamlarsan satarım.